Bloglar

AŞK CEMAL'DİR

AŞK, mağaradaki yılanın özlediği cemaldir.

Hz Ebu Bekir ile saklanmak üzere mağaraya sığındıklarında Hz Ebu Bekir Sıddık Resulullah'a bir zarar gelmesin diye üzerindeki bütün giysilerini yırtıp mağaradaki bütün delikleri tıkar.

Bir tek delik kalır ki onu tıkayacak parçası kalmaz. O deliği de ayağının topuğunu dayar ve yatar. Dizlerinin üzerinde Kâinat Sultanı uyumaktadır.

Gecenin bir yarısında Hz Ebu Bekir müthiş bir acı ile uyanır. Ayağını yılan sokmuştur. Allah Resulünü uyandırmamak için hiç kımıldamaz ama yılan sokmaya devam eder.

Tam üç defa topuğunu sokarak dayanılması zor bir acı verir. Bu acı ile gözlerinden düşen iki damla yaş Allah Resulünün yüzüne düşer.

Bu çok kıymetli iki damla yaşın yüzüne düşmesi ile uyanan Hz Muhammed (s.a.v) efendimiz Hz Ebu Bekir'in acı ile kıvrandığını görünce durumu anlar ve ayağını delikten çekmesini ister.

Delik açılınca oradan kendisine bakan bir çift göz ile karşılaşır ki bu çok zehirli bir yılandır. Yılana hitaben " Benim en sevgili dostuma bunu yapmaya hiç hayâ etmedin mi?" diye sorar.

Yılan da " Büyüklerimden yıllar önce buraya geleceğinizi duydum. Senelerdir bu mağarada sizin o nur cemalinizi görebilmek için beklerim.

Ama o yanındaki arkadaşın bir türlü seni seyretmeme izin vermiyor. Ben ona acı vermek değil, sadece yüzünü seyretmek istemiştim.

" Söyle bana ey kâinatın sultanı: senin muhabbetin sadece insanlara mıdır? Sen kâinata rahmet olarak gönderilmedin mi? Cinlere, meleklere, insanlara, hayvanlara da gönderilmedin mi? Diye sorar.

Bunun üzerine Kâinat sultanı sevgililer sevgilisi onu affeder ve onu hoşnut edecek sözler söyleyip gönlünü hoş eder.

İşte Aşk, bir mağaradaki yılanın cemale duyduğu sevgidir, hasretle yıllar süren bekleyiştir. Aşk, sonbaharın, ilkbahara duyduğu özlemdir...

Aşk, Mecnun'un Leyla'sını bulduktan sonraki sarhoşluğudur, Kays'ın Mecnun olmuş halidir. Aşk, Tebrizli ile Mevlana'nın birbirlerinin kadehinden doya doya içtikleri şaraptı...

Aşk, toprağın bağrına düşüp, küllerinden yeniden doğmanın adıydı.... Aşk Ali'nin yattığı peygamber yatağıydı...

"O dediyse doğrudur" diyen Ebu Bekir'in sıddıkiyetiydi. Aşk, kesib, kesib cemaldi....

Aşk, İbrahim'in ateşine su taşıyan karıncının yangınıydı..

Kerbela, bir yudum su, Sevgilin göz bebeği Hüseyin, Hüseyin; ehli beyt, ehli beyt; ümmetin sevgilisi...

"Sen olmasaydın, ey Habîbim, felekleri yaratmazdım"  hitabının sahibidir AŞK...

Aşk, değişen suretlerdeki değişmeyen hakikatti...

Şeriatte ikilik, hakikatte tevhiddi...

 

K.B.E. Yasemin Hafize Şanlı

Diğer Bloglar

Yorumlar (0)

Yorum Yazın

Yorumlarınız sistem onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.