Mevlana Hazretleri Mesnevi'de diyor ki: “Önemli olan gül tabiatlı olabilmektir. Yâni bu dünya bahçesinde, dikenleri görüp, onlardan incinip dikenleşmek değil, araya kış gibi çileler girse bile onları bahar iklimiyle kucaklayarak, bütün âleme bir gül olabilmektir.” “Gül, o güzel kokuyu diken ile hoş geçindiği için kazandı. Bu hakîkatı gülden de işit. Bak, o ne diyor: Dikenle beraber bulunduğum için neden gama düşeyim, neden kendimi kedere salayım? Ben ki gülmeyi, o kötü huylu dikenin beraberliğine katlandığım için elde ettim. Onun vesîlesiyle, âleme güzellikler ve hoş kokular sunma imkânına kavuştum…
” Dikeni geçemeyen güle ulaşamaz. Dikenin arkasındaki gülü görmek ise hikmetli, latif ve güzel bir bakış ister. Nefsinden bakan nefsindekini görür.
Güzel bakan güzel görür, mis kokuya yani zahirin ötesindeki mananın lezzeti ve mis kokusu ile meftun olur. Gül ile hasbihal eder görünsede Mevlana derin manalar denizindedir. Büyük çileler içinde olabiliriz, hasta, dertli, fakir düşmüş yada bir zalimin zulmü altında acı çekiyor olabilir, sizi anlamayan kalabalıklar içinde yapayanlız hissediyor olabilirsiniz. Bunlar hayatın dikenleri, yılmayın, dikenleşmeyin diyor hazret.
Sabırla hikmete talip olun. Nur ile bakın gül bahçesini görün, gülle yarenlik yapın ki acılarınız huzura selamete dönsün. Dikende takılıp kalmayın, acınıza acı katmayın. Allah için sevmek, Allah için buğz etmek, nefsi aradan çıkarmak dikenden geçmektir.
Böylece gönüle girilir, gönüller imar edilir, gönüller fethedilir. İki fatihi ve iki fethi zikretmeden geçemiyeceğim size. Biri İstanbul fatihi, çağ açar çağ kapar, diğeri gönül fatihi, gönülleri inşa eder, imar eder. İkiside bir araya geldi mi fetih mana bulur, fetih iki kanatlı olur.
Fatih Sultan Mehmet han alır yanına gönüller sultanı hocası Akşemsettini dua ve nasihatleriyle, şehadet aşkıyla yürür küffar üstüne. Nihayet İstanbul fethedilir, Fatih, Topkapı’dan şehre girerken, yerli halk, Padişah’a çiçek vermek ister ama Fatih daha yirmi bir yaşında. Durum böyle olunca Akşemsettin’e yönelirler.
Akşemsettin, Fatih’i işaret eder. Fatih Sultan Mehmet - “Evet, padişah benim ama o, benim hocamdır. Çiçeği ona verin!” der.
Fetih, dualarda başlar, gönüllerde İnşa edilir. Çiçek kime verilir? Tek kanatlı kuş uçar mı? Ümmü Sinan der ki; “Seyrimde bir şehre vardım, Gördüm sarayı güldür gül.
Sultanının tâcı tahtı, Bağı duvarı güldür gül. Gül alırlar, gül satarlar, Gülden terazi tutarlar, Gülü gül ile tartarlar, Çarşı pazarı güldür gül.” Gül aşığı ve sevgiliyi temsil eder. Bülbül, bülbül olduysa güle olan muhabbetindendir.
Gül şehrinde gülü gül ile tartarlar, çarşı pazar güldür, gül.... Yazıyı buraya kadar okuduysanız gönlünüze dokunmuş demektir.
Bu dikenli yol gönüllere giden yoldur. Kalp şehrine girmenin yolu o dikenlerle iyi geçinmekten geçer. Bu yolda ayakkabı ile yürünmez. Ayağını seven üzülmesin...
Dünyayı, gamı, kederi, kahrı, cefayı arkanda bırak. İncinme sözden, yapılandan, kırılma ve incitme...
Böylece kalp şehirlerini imar eder, gönülleri de Hakka ve hakikate ısıtır, meylettirirsin..
Gül şehrine hoş geldiniz....
K.B.E. Yasemin Hafize Şanlı
Yorumlar (0)
Yorum Yazın