Nemrut, azgınlığının önünde bir engel olarak gördüğü Hazreti İbrahim’i ateşe atarak cezalandırmak ister.
Meydanın ortasına dev bir ateş yaktırır. Ateşi gören canlıların tümü etrafa kaçışır. Ancak bir karınca, ağzında bir damla suyla devasa ateşe doğru telaşla koşturur.
Onu gören bir başka karınca “Nereye böyle telaşla” diye sorar. Karınca “Duymadın mı Hazreti İbrahim’i ateşe atacakmış Nemrut” deyince. Diğer karınca alaycı bir ifadeyle, “Ateşi görmedin herhalde. Kocaman bir ateş. Kaçmaktan başka çare yok. Ağzındaki bu bir damla suyla mı o ateşi söndüreceksin” der.
Bunun üzerine su taşıyan karınca, “Hiç olmazsa tarafım belli olsun” diye karşılık verir. Bu hikayeyi çocukluğumuzdan beri anlatırlar ya da bir yerlerden okumuşuzdur.
Günümüzde bu hikayeye bakış açım değişti. Karıncan aslında bir misyon yüklenmiş. Karınca der geçeriz, bazen küçümseriz.
Farkında olmadan ayaklar altında ezilen karınca Nemrud'un dehşet ateşine su taşır. Oysa söndürmesi mümkün değilken safının belli olmasını ister.
Karınca empati yapar. Kimi korkar kaçar, kimi "benim elimden ne gelir ki?" derken, karınca zerre ile destek olmak ister.
"Köy yanar, deli taranır" atasözü insanın umusamazlığının en uç noktasıdır. Akıl eksikliği olan ya da aklını kullanmayanlara deli deriz.
Yani delinin aklında denge yoktur. Umursamamazlık, çağımızın hızla yayılan hastalığı...
Şifası empati yapabilmek, olaylara yüzeysel bakmamaktır. Saygıyı yitirmemek ve sevgi ve değer vermek ilaçtır.
Erdem ve değerlerini yitiren toplum, pimi çekilmiş bir bomba üzerinde yaşar. Zararın neresinden dönsek kârdır.
Ey insan! bir gün İbrahim'in ateşine sen yada ailenden biri atılabilir. Su taşıyan bir karıncan olsun istersen; taranmayı bırak, önce sen karınca ol...
Üzülenle üzül, sevinenle sevin, acılara saygılı ol, teselli ver. Düğün de,cenaze de birlikte olur. İşler birlikle olur.
Bir karıca ateşi söndüremez belki ama bir karınca ordusu karınca kararınca işlerini yapar, güvenliğini sağlar, hayatına devam eder.
K.B.E. Yasemin Hafize Şanlı
Yorumlar (0)
Yorum Yazın