Ruhum Aksa'da kaldı, bedenim dengesiz. Gelmek de gitmek de elimde değil bilirim. İstedim, istedi. Belki de istedi, istetdi.
Arzulayan mısın? yoksa arzulanan mı? Arzulayan heva heves sahibiyken arzulanan aşka koşandır... Aksa tutsak derken; ruhum Orada tutsak kaldı. Tutsak olan nasıl olurda tutsak alabilirdi ki?
Ah O sütunlu, kemerli, beyaz taş şehir...
"Bir gelmek vardı, bir de gitmek. Gelmek bitti, geriye kaldı gitmek" Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri'nin buyurduğu gibi bir gelmek vardı, geldik. Şimdi gelmek bitti. Asıl mevzu geriye gitmek.
Ruh vatanı özler, vatana dair kimi bulsa gönüllü olarak önünde diz çöker. Dizlerim çöktü, derman kesildi. Nasıl çökmesin ki belki de peygamberlerden birinin ayak izine denk geldi.
Şimdi tekrar kıyam edip namaza durma vakti. Namaz dinin direği, dini ikame etmek istersen namazını bir sorgulayacaksın. Namaz miracsa seni Rabbe ref ref eylemeli.
Kuddüs olmayanın namazı nereye? Ref refe bindiğinde muallaka dur demesini bilmeyen o yükle ne kadar yükselebilir?
Kıbleni düzeltmezsen kapılar arasında koşmaktan dermansız kalırsın. Batında savaşılmayan her savaş zahirde kaybedilmeye mahkumdur. Tek kanatlı kuş uçmaz. Mana ehli ol ki; batındaki savaş sana açılsın.
Hızır ve Musa yolculuğundaki Hızır senin hakikatin, batının iken, Musa aklın, zahirindir. Biz Musa as'ın Hızır as ile yolculuğa güç yetiremediğini biliriz fakat Hızır'sız bir yolculuk manadan uzak, kabukta kalmak, öze varamamak değil mi? Burak'ı bırakmazsan, ref ref iner mi sanırsın.
Cebrail as'ın dahi bir adım atarsam yanarım dediği ateşi geçip cennete gitmek için kalp bineğine binmelisin. Zira ateş kalbi yakamaz.
K.B.E. Yasemin Hafize Şanlı
Yorumlar (0)
Yorum Yazın