"Hüküm bakmaya tabiyken bakış da bakılanın zatından verdiğine göre hüküm verir.
Bakılan ayakta olduğu halde senin onu oturarak görmen mümkün değildir veya belirli bir renge sahip iken onu sahip olduğundan başka bir renk de görmen de mümkün değildir.
Algıda gerçekleşen böyle bir yanılma, acı safranın baskın geldiği tat alma duyusunda mümkün olabilir. Böyle bir halde insan tattığı balın acı olduğunu söyleyebilir; çünkü bal, tatma duyusuna değmemiş, acı safra ona temas etmiştir.
Demek ki acılıktan söz ederken insan doğru söylemiş acılığı bala nispet ederken yanlış hüküm vermiştir."
(F. Mekkiye 18.C. S.137)
İnsan balı acı algılayabilir veya kırmızıya yeşil diyebilir. Bunları doğru söylemekle berarber mizacına ilişen bir hastalıktan dolayı algısı değişmiştir. Bala acı derse algısı ile hüküm vermiştir.
Renk körü de algısı ile hüküm verir. "Bu bal bana acı geldi" veya "ben acı tat aldım" derse daha doğru söyler. Hepimiz farkında olmadan benzeri şeyleri sıkça yapıyoruz.
Hakkı Hak olarak algılamak için Hak ile olmak, Hak ile bakmak gerekir. Hüküm bakanın bakışına tabidir. Hüküm, hüküm vereni sınırlar. Doğru hüküm vermezse muhatabını zan altında bırakır ve suçlar.
"Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır." Peygamber efendimiz de zannı yalan olarak niteler. Zan kesinleşmemiş kanaattir, kuşku barındırır.
Unutmayın "Allah kulunun zannı üzeredir" Allah, kul ne şekilde tasavvurda bulunursa onu yapabilecek güçtedir.
"İsabetsiz bir hüsn-ü zan, isabet eden bir su-i zandan evladır.."
K.B.E. Yasemin Hafize Şanlı
Yorumlar (0)
Yorum Yazın